7 Oca 2010

22.dosya : KİRLİLİK HASTALIKTIR



Beni tanımıyor olmanıza rağmen yazımı okumanız büyük incelik. Bunun için teşekkürler. Yanıtınızdan da anlıyorum ki gerçekten de beni tanımıyorsunuz. Çünkü yaşadığım süreçlere ilişkin yalan söylüyorsunuz –ki bunu da Rıza Salman arkadaşın arkasına saklanarak yapıyorsunuz- ve beni inandırmaya çalışıyorsunuz.

Yaralısınız, belli. 26 yıldır kapanmayan yaranız yüreğinizin orta yerine kin olarak oturmuş. Kuşkusuz bunu besleyen değişik nedenler vardır. O sizin sorununuz. Ancak kirliliktin bahsediyorsunuz, çok haklı olarak da kirlenmeye karşı çıkıyorsunuz. Peki, 82 yılında bir başka örgüte geçtiğinizi 86 yılına kadar neden gizleme gereği duydunuz. Bu mu temizlik?

86 yılına kadar bu yapı sizi kendinden biliyor ve kongresine çağırıyor. Siz pasaport sorununu gerekçe göstererek, yani başka bir örgüte geçtiğinizi belirtmeyerek katılmıyorsunuz. Bu mu temizlik?

Sonra temizlik kriterlerinizi sıralayarak “biz gizli polise bulaşmadık” diyorsunuz. Bu söz çok önemli bir söz. Bir devrimci polise yalnızca sorguda “bulaşır.” Tavır koyar direnir ve polisi yenerek yoluna devam eder. Polise başka türlü bulaşmak kesinlikle kirliliktir. Hele hele sorgu sürecinde hücre kapısını vurup “ben bir şeyler daha hatırladım” diyerek yol arkadaşlarının adlarını ve evlerini sıralamak kirlilikte zirve yapmaktır. İçinde yer aldığı ilişkileri şematik olarak, görev dağılımlarıyla birlikte vermek, sorguda sorulmayan şeyleri bile, belki yararı olur düşüncesiyle polise vermek, bastırdığı evlerle övünüp polisten madalya beklemek elbette ki kirliliktir. Haklısınız gizli ya da açık polise bulaşmak kirliliktir. Ve kirli insanların temizlerin dünyasında söz söylemeye hakkı yoktur.

Evet kirlilik nedir arkadaşım biliyor musun, yalancılıktır, kindarlıktır, iki yüzlülüktür.

Yalancılıktır diyorum, sanırım beni tanımadığın için bütün bunları yazdın. 82-84 yılları arasında bahse konu ettiğin olayların yaşandığı süreçte bulundum. Siz yoktunuz. Yazımda da belirtmeye çalıştığım gibi, yanlışlar ve hatalar oldu, telaşlı, heyecanlı davranışlar yaşandı. Gerginlikler ve gerginliklerin yıpratıcı pek çok sonucu birçok olumsuzluğun fitilini ateşledi. Bunlar elbette ki yaşanmıştır. Ancak “fikir ayrılıkları ve örgütsel ayrılıklar nedeniyle” hiç kimsenin merkezi bir kararla veya iradesel olarak yaşamına yönelinmemiştir. O süreçte yaşanan olayların pek çok tanığı vardır. Müsebbipleri hayattadır. Tüm gelişmeler o süreci yaşayan herkes tarafından bilinmektedir. O süreçte “senin katkıların” bu gün bile o süreci yaşayan arkadaşların belleğindeki canlılığını korumaktadır.



Yanlış kişiyi kandırmaya çalıştın Engin arkadaş, Bu kez yanlış kişi. Olayların uzağında kalıp yön sıkıntısı yaşayan savrulmuş kimi arkadaşlar belki de seni ciddiye alıp, inanırlar. Ki sende “ister inan ister inanma” diyerek bu süreci bilmediğini itiraf etmişsin.

Bilmek başka bir şeydir, inanmak başka bir şeydir. Bilgi ile beslenmeyen inançta devrimcilerin işi yoktur. Bilmeyen kişileri, yaşın ve zamanın verdiği bir ağırlıkla inandırmak, yalan yanlış pek çok şeyi bilgi diye sunmak kolaydır. Ama 26 yıldır dışında olduğun bir yapıya ilişkin iddialarda bulunuyorsan ve iddialarda, yaşadığın değil duyduğun şeyler temelinde biçimleniyorsa, çok daha dikkatli olmalısın.

Ben biliyorum ki, 24 yıl önce bu oluşumun olanakları ne ise, bu günde yerli yerinde duruyor. Örgüt yok ama o dönemin kolektif değeri orta yerde. Bir gram kayıp yok. Artmış, eksilmemiş .Zimmet?

Benim bu kini anlamam mümkün değil. İnsanın gözü kör eden, bilincini sıfırlayan ve 26 yıldır bitmek bilmeyen bu kini benim anlamam mümkün değil. Anlamaya da çalışmayacağım

Ancak şunu açıkça ifade edeyim, seni bizden zannettiğim süreçte, senin bu ihanetini-işbirliğini bilmiyordum, bilmiyorduk. Çok zaman sonra (yaklaşık 10 gün önce) öğrendiğimde seni bu yapı içerisinde gizleyen insanların, bizlere karşı ciddi bir hata işlediklerini düşündüm ve o arkadaşları bu konuda ciddi olarak eleştirilerimi ilettim.

Aradan geçen onca yıla rağmen, zaman aşımının tolerasyonuna sığınarak, zarar verdiğin yoldaşlarından tek bir özür dilemeden, özeleştiri vermeden, hiçbir şey olmamış gibi, hücre kapılarını çalıp unuttuğun şeyleri söyleme telaşına kapılmamış gibi,(gizli polise bulaşmayı) söz söyleme cüreti gösteriyorsun. Bu tam anlamıyla bir yüzsüzlüktür. Sen iş birliği yaptığın kulvarda kal ve bizimle uğraşma. Kendini yeniden var edecek malzemeyi başka yerde ara. Çok sıkışırsan da işbirliği yaptığın arkadaşlarına git. Onların elinde malzeme çoktur.



“Zaman Aşımı Cesareti ve Geçmişin Değerlendirilmesi” yazım, bütün bir süreci birlikte yaşayan, bu gün ve yarın projesi olan, yaşama ilişkin kaygılar taşıyan arkadaşlarımı hedeflemekteydi. Köşelenmiş, çerçevelenmiş ve geçmiş nitelikleriyle sonlandırılmış bir sürecin tartışmasını tüketerek, tarihsel yüzleşmesini tamamlamaya dönük bir çabaydı. Böyle bir sonuca gitti. Ancak bu sonuç da, yazımdaki ısrarımın doğruluğunu ortaya koyması açısından olumlu oldu. Bizler için önemli olan bir tarihsel dönemi, tanık, belge ve bilgileriyle tartışıp, tarihteki yerine oturtmamızdır. Yapılması gereken budur.